21 Ocak 2015 Çarşamba

Son Bakış...


Eeee,doğru söze ne denir ? mi desem artık...Bu durumda Sezen Aksu düşüncelerime tercüman oldu bir nebze olsun...


17 Ocak 2015 Cumartesi

Issız Zambak - Sezai Karakoç






Merhaba,
Hafta sonuna beni çok etkileyen dizelerle başlamak istedim.
Çok güzel geçsin hafta sonunuz.

Issız Zambak


"Zambak tan düşen gözlerindi avuçlarıma,
belki ılık bir yağmurdu ve dokunmaktı uğrak yerine
Gülüşlerimi pırıl,pırıl eden bir yorulmaktı belki zambak;
Bunaltıcı yaz gecelerine asılmış rüzgarlı bir tebessüm;
Katkısız bir müjde belki de yarındanbilmemek gibi birşey belki!
Belkide bilip unutmak
Uyuyup uyanmak arasında gidip gelen bir ölüm nefesiydi,yada saçlarıma taktığım yitik bir türkü
En çok sen bilirsin,ZAMBAK nedir;neden hep kuytularda açar ve neden kusursuz depremler çoğaltır yürekte ve neden uğultuyla susturur kalbin kanat çırpıntılarını?

"Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte bir gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallarda durur"

Sezai Karakoç





12 Ocak 2015 Pazartesi

Acaba öyle midir ?

"Belki yıllar sonra hayatına girip her şeyi değiştirecek insanla,
Şu an aynı şarkıyı dinliyorsun..."


"Belki yıllar sonra hayatına girip her şeyi değiştirecek insanla,
Şu an aynı şarkıyı dinliyorsun..."



11 Ocak 2015 Pazar

Nereden Geldiğimizi Unutmayalım - Hidayet Türkoğlu




Merhaba arkadaşlar,


Bugün güneşli bir hava var burada ve ben evdeyim.Elimde kahvem yine ilginç yazılarla iç içeyim :)
Arada bir hayatın gerçeklerine kulak vermemiz ve kendimizi dengelememiz gerektiğine
inanıyorum.İşte beni etkileyen detaylardan biri:


Ünlü Basketbolcu Hidayet Türkoğlu eşiyle birlikte Eminönü’nde geziyordu. Önce akvaryumcuları dolaştılar. Kapalıçarşı, Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya, Sultanahmet, ...Topkapı Sarayı, Gülhane Parkı, derken Yeni Camii'nin önüne kadar geldiler. Orada bağıra bağıra simit satan bir çocuk vardı. Basketbolcu birden durakladı...
Sonra simitçiye yaklaştı:
- Simidin kaça koç ?
- 300 Bin abi. Çıtır çıtır....
- Tezgahta kaç simit var ?
- 70-80 tane var herhalde...
- Hepsini alsam ne tutar ?
- Hemen hemen 24 milyon.
- Al sana 30 milyon...
Farz et ki hepsini aldım...
-Sağ ol abi... Sağ ol...
Basketbolcu üç onluk çıkartıp simitçinin önüne bıraktı. Eşi şaşkındı. Üç beş adım yürümüşlerdi ki eşine yaklaşıp fısıldadı.
- Hidayet sen deli misin ?
- Yooo...
- Peki yemediğimiz simitlerin parasını niye verdin ?
- Boş ver, sorma.
- Diyelim ki soruyorum.
Hem de ısrarla soruyorum.
- Öyleyse söyleyeyim.
- Lütfedersiniz beyefendi.
- Tablanın kenarı dikkatini çekti mi ?
- Hayır.
- Baksan görecektin. Tahtaya bir isim kazınmıştı.
- Nasıl bir isim ?
- Hidayet !
- Yoksa ?
- Evet...
O tezgah eskiden benimdi.

(Bu hikayeyi, Hidayet TV8'de katıldığı bir programda kendisi anlatmıştır.)


Sözün özü:Hayat mucizelerle doludur,ne zaman nerede olacağımız,hangi şartlar içinde olacağımız
belli olmaz.Asıl önemli olan,geldiğimiz yeri aslaaaa unutmamamızdır.


Mutlu geçecek yeni bir hafta diliyorum hepimiz için


Sevgilerimle


Minik

10 Ocak 2015 Cumartesi

Sabrina - Audrey Hepburn İzledim (Sabrina - I watched Audrey Hepburn)




Güzel bir Cumartesi gününden merhaba,
Dün gece yine bir Audrey Hepburn filmi izledim;Sabrina...
Çok güzel,şirin,hoş bir filmdi.Audrey hayranlığım depreşti :)
Sabaha karşı izledim,mutlu mutlu uykuya daldım,iyi geldi bana.
Kısaca filmden bahsetmek gerekirse ;
Yönetmen : Billy Wilder
Oyuncular : Audrey Hepburn , Humphrey Bogart , William Holden , Martha Hyer ,
Walter Hampden
Senaryo : Billy Wilder , Ernest Lehman
Yapımcı : Billy Wilder
Samuel Taylor’un oyunundan uyarlanan bu romantik komedide, unutulmaz Audrey Hepburn, Sabrina’ya hayat veriyor. New York’un ve aslında Amerika’nın en zengin ailelerinden Larabee’lerin şöforü Fairchild’ın (John Williams) kızı olan Sabrina, küçük yaştan itibaren savurgan davetlerin gizli şahidi olarak büyümüş ve kendisine sanki hiç yaşamıyormuş gibi davranan ailenin uçarı sosyete çapkını küçük oğlu David’e (William Holden) platonik bir aşkla bağlanmıştır.
Sabrina 20 yaşına geldiğinde babası tarafından Paris’e gönderilir. Böylece hem David saplantısından kurtulacak, hem de dünyanın en ünlü aşçı okulundan mezun olacaktır.
İki yıl sonra geri döndüğünde Sabrina, yaşamı ve zevklerini öğrenmiş, çekici ve ‘modaya uygun’ bir hanımefendi olmuştur. Sabrina’nın karşıkonulmaz zerafeti ve büyülü havası, üç kez evlenip boşanmış olan ‘kadın avcısı’ David’i bir kaç dakika içerisinde fetheder.
Oysa David’in babası ve ailenin sayısız şirketini yöneten işkolik ağabeyi Linus (Humphrey Bogart) yeni iş planları ve bir şirket evliliği için David’i büyük şirketlerden birinin varisi olan Elizabeth’le (Martha Hyer) nişanlamışlardır. Bu yüzden David’in Sabrina’yla ilişkisi onlar için kabul edilmez bir durumdur. Linus, olayı çözmek için kendisi işe koyulur. David’i geçici olarak ‘devre dışı’ bırakır ve Sabrina’nın dikkatini dağıtmak için onu gezdirir ve flört eder. Tabii ki genç kadının cazibesi ve pırıltısı karşısında dikkati dağılacak olan kendisidir. İzleyenleriniz vardır belki,izlemeyenler için kiiii kesinlikle tavsiye ediyorum izlemenizi :)
bu linke tıklayıp hoş vakit geçirebilirsiniz.Bu kadına bayılıyorum,demiş miydim ? :)


Mutlu geçsin hafta sonunuz


Minik

9 Ocak 2015 Cuma

Sevgi Kuşun Kanadında

Merhaba arkadaşlar,
Bugün yine bir martı objektifime yakalandı.Ben de adım adım 
bir tur dönüşünü fotoladım.Doğa sevgisi böyle bir şey işte J






Bir de çok sevdiğim bir şarkı geldi aklıma eskilerden;Coşkun Demir “Sevgi Kuşun Kanadında,Sevgi Başucumda”

Hepinize sevgi dolu günler diliyorum…

Minik

7 Ocak 2015 Çarşamba

Hayalimdeki Oğlum :)

 
 


Merhaba,

Bir akşam üzeri,arkadaşlarla bir kafede otururken,içtiğimiz kahve sonrası fal
bakasımız geldi.Ben hiiiiç anlamam fal bakmaktan.
Çok sevdiğimiz bir ablamız var,o baktı bana.İki seneye kalmaz evlenip,bir erkek
çocuğum olacağını söyledi :))))
Ben de telefonumdan ona bu videoyu izletip "bunun gibi mi olacak ? " dedim :)))
Sevecenlikle,hayran kalarak izledi ablamız videoyu ve "inşallah" dedi.
İşte benim hemen hemen her gece uyumadan evvel izleyip,hayal kurduğum video



Allah olanların evlatlarını bağışlasın,olmayıp isteyenlere de tez zamanda
o mutluluğu yaşatsın dileğimle.

Sevgilerimle

Minik

6 Ocak 2015 Salı

Kırklı Yaşlardan Sonrası...

KIRKLI YAŞLARDAN SONRAKİ FARKINDALIKLARIM ;
''Bazı şeyler için artık sabrım yok; ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ya da üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için… Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok. Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim. Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum. Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum. Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok. Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum. Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum. Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan olan insanlardan kaçınıyorum. Arkadaşlıkta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyorum. Birisine nasıl iltifat edileceğini ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum. Abartılar beni sıkıyor

. Ve her şeyin de üzerinde, sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok”. 

MERYL STREEP

KIRKLI YAŞLARDAN SONRAKİ FARKINDALIKLARIM ;

''Bazı şeyler için artık sabrım yok; ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda
artık beni mutsuz eden ...ya da üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim
bir noktaya ulaştığım için… Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden
olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok. Benden hoşlanmayan insanları memnun
etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye
yönelik arzumu kaybettim. Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek
dakika bile harcamak istemiyorum. Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz
övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum. Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok.
Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum. Uyuşmazlıklardan
ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum. Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir
dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan olan insanlardan kaçınıyorum.
Arkadaşlıkta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyorum. Birisine nasıl iltifat
edileceğini ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada
olamıyorum. Abartılar beni sıkıyor.Ve her şeyin de üzerinde, sabrımı hak etmeyen
hiç kimseye sabrım yok”.

MERYL STREEP

40'ıma az kalmışken bu farkındalıkların çoktaaannn farkındayım,yaş ilerledikçe bazı durumlara tahammülümün kalmadığını hissediyorum,sabrım tükeniyor.Zaman zaman kendimle baş başa kalmak iyi geliyor.

 Minik

5 Ocak 2015 Pazartesi

Luigi Boccherini: Minuetto (classical) ile Pazartesi Sendromu Gitsin

 
Merhaba Arkadaşlar
 
Bugün Pazartesi,ben de dahil birçoğumuz sevmeyiz bu günü.
Bir yerde okumuştum;klasik müzik bu günün stresini alıp,çalışma hayatını güzelleştiriyormuş :)
 
E hadi inşallah,dinleyelim bizde.Böylelikle gitsin sendrom,mendrom :)
 
Güzel geçsin haftanız,bugün güzel başlangıçların günü olsun dileğimle...
 
 

4 Ocak 2015 Pazar

İzledim-Aşkın İngilizcesi

 
Merhaba :)
 
Rutin geçmiş,uykunun tadına iyice varmış bir hafta sonunun son saatlerindeyim :)
Dün gece film izledim yine "Aşkın İngilizcesi"

 

Orijinal Adı: Broken English
Zoe R. Cassavetes

New York’ta oturan, şehirdeki şık bir otelde calışmakta olan otuzlarındaki Nora Wilder
(Parker Posey) aşk ve ilişkilere kuşkulu bir gözde bakmaktadır. Arkadaşı Audrey’nin mükemmel
evliliği gibi düzgün bir ilişki için ne yapması gerektiğini düşünür durur. Annesinin ona her
fırsatta yalnız olduğunu hatırlatması Nora’nın işini pek kolaylaştırmaz. Felaketle sonuçlanan
rastgele bazı buluşmalar sonrasında Julien adında, hayata aşık, aklı bir karış havada bir Fransız ile tanışır.Bu denemenin de diğerleri gibi sonlanmaması için eski hatalarını tekrarlamamaya
niyetli olan Nora, kendini Paris’te, eski alışkanlıklarından kopmaya çalışırken buluverir.
Kaçınılmaz olarak hayatına yeni bir düzen vermeden önce, ve en önemlisi aşkı bulmak için,
Nora önce kendini bir değerlendirmeden geçirmelidir.


Ağır bir yalnızlık havası var filmin.Aşkı arayan yalnız melankolik bir kadının

sonunda aşkı buluşu anlatılıyor.Fazlasıyla donuk ve durgun,yine de vasatı aşmış bir

film diyebiliriz.

Aşkın Türkçesinden bir şey anlamadım,bakalım birde İngilizcesi nasılmış diye izledim ;))))  
 
Aşk filmleri izleme serisine devam edeceğim :)
 
Hepinize mutlu bir hafta diliyorum,aşk ve sevgi ile dopdolu geçsin hayatınız
 
Sevgilerimle
 
Minik
 

28 Aralık 2014 Pazar

Paris Sevdası



Hepinize merhaba,

Bugün güneşli bizim buralar...
Aileyle yapılan sabah kahvaltısından sonra,anneyle rutin pazar alışverişini takiben, 
kendimle baş başa kalmaca modundayım :)

Benim içimde hep Paris ve Amerika hayali vardır,inşallah gerçek olur.
Hani "ölmeden önce yapılacaklar" listesi vardır ya,ben öyle bir liste yapsam
kesin ilk sıralarda bu iki yeri görmek istediğim yazılı olur :)

Şu anda fotoğraftaki balkonda kahve içiyor olmayı çok isterdim.
Hayal etmesi bile güzel.Arada bir sanki o anı yaşıyormuş gibi imgeleme
yapmak iyi oluyor,belki bir gün gerçeğini yaşamak umuduyla.
Bu güzel hayalden sonra,kendimi güzel bir parça dinleyerek ödüllendirdim




Mutlu pazarlar diliyorum hepimize

Sevgilerimle

Minik

27 Aralık 2014 Cumartesi

Bir Noel Öpücüğü (A Christmas Kiss)



Herkese merhaba,

Dün akşam ilerleyen saatlerde uykum gelmiş olsa da iyi direndim :)
Çünkü film izlemek istiyordum,vaktimi uyku ile mahfedemezdim ve de etmedim.
Listemde olan ama zaman itibariyle beklettiğim filmi izledim
"Bir Noel Öpücüğü (A Christmas Kiss)" Çok şirin,anlamlı,saf ve temiz
duyguların yaşandığı bir film.
Başrollerde Elisabeth Röhm, Laura Breckenridge ve Brendan Fehr var.
Konusuna gelince ; Arkadaşları ile buluşmaya giderken asansörde kalan Wendy
o an asansörde olan adamı korku ile öper. Öptüğü bu adam ise müdürünün uzatmalı
sevgilisi çıkar.
Sonunda gerçek sevgi kazanır.Keyifle izlediğim ve sonunda musmutlu uykuya dalmamı
sağlayan bir fimdi.İzlemenizi önemle tavsiye ediyorum.

"Bir şeyi gerçekten istediğinizde,önünüze hangi engel çıkarsa çıksın,kaderinize yazılmışsa
yani olacağı varsa mutlaka olur ve iyiler mutlaka kazanır"

Sevgiyle kalın...

Minik

25 Aralık 2014 Perşembe

İyi ki Doğdun...




İyi ki doğdun,iyi ki seni tanıdım,iyi ki seni sevdim.

Güzel bir rüya gördüm uyandım.Sen mi gerçektin,hayat mı yalan anlamadım.
Tek farkında olduğum ; hala bana kattıklarınla ayakta kalabildiğim.
Sen başka bir hayatı yaşıyorsun,ben kendi küçük dünyamdayım.
Öyle bir yerin var ki yüreğimde,kimseye fırsat vermiyor.

Tarih 12.12 'yi gösterdiği gün, içim buruk senden habersiz kutladım doğum gününü...
Mutlu olmanı diledim Rabbimden

Nice yıllara sevdigim , sevgim devam ediyor
hem de en yücesinden

Minik 












21 Aralık 2014 Pazar

Paralar Üşümesin :)

 
Merhaba,
 
Bugün yağmurlu bir pazar günü yaşadım.
Sabah kahvaltısından sonra annemle kısa bir alışverişten sonra,
tam eve geldik yağmur fena bastırdı.
Yine penceremin önünde yağmuru izlerken boş durmadım,cüzdan ördüm :)
Artmış yünüm vardı,değerlenmiş oldu.Göz kararı sayıda zincir çekip,üzerini
ikide çıkmalı trabzanlarla doldurduktan sonra kenarları dikip,ağız kısmına fermuar diktim.
Gül şeklinde bir broşumu da iliştirince,şık bişi çıktı ortaya zannedersem :)
İşte cüzdanım:
 

 

 

Yeni haftaya çok beğendiğim,düşündürücü bir yazıyla başlayalım dedim :)

Aşk, başka bir vücutta kendini sevmektir. 
Onda kendimizi arar ve kendimizi aradığımız için 
hep mükemmel olmasını isteriz. 
İlk başlarda ufak bir elektrikle ışıldayan aşk ateşi, 
yerini keşfe bırakır. 

Yeni bir ülke bulmuş gibi kısa sürede tanıyabilmenin sancısı yaşanır.
Benim gibi düşünüyormu,
benim gibi yaşıyormu,
hangi renklerden hoşlanıyor,
neleri giyiyor...
Sonuç pozitif ise sorun yok ama negatif ise savaşlar başlıyor.
Elimizde çekiç, onun fazlalıklarını yontup atıyoruz.
Kopyamız oluncaya kadar törpülüyoruz kimliğini.
Sonunda oluyor istediğimiz...Ya sonra..
Sonra monotonlaşıyor hayat. Polemik bitiyor.
Konu bulamıyoruz.
Tüm ülkeyi avucumuzun içi gibi bildiğimizden bu şehirde
yaşamanın anlamı kalmıyor.
Tekrar deniz aşırı ülkeler kemiriyor hayallerimizi.
Ondan dolayı bıkıyoruz.
Sen eskiden böyle değildin tartışmaları başlıyor.
Ve onunla olmanın yalnız başına kalmaktan farkı kalmayınca ona
hoşça kal diyoruz.
Bir türlü anlamıyoruz nedense, kendimizden baktığımızı.
Tekrar yola koyuluyoruz farklı insanı bulmak için.
Aslında bir sevebilsek kendimizi, onu da seveceğiz,
bunu düşünemiyoruz bir türlü.
Çünkü kendimizi sevmekten korkuyoruz.
Bir aşk daha bitiyor.
ve üstünde 10 dakika bile düşünmüyoruz...
Adı,
YAPAMADIK,
soyadı,
DENEDİK oluyor....
Yine bir merhabayla,
yeni bir heykele başlıyoruz denedik olmuyor diye......
kısacası başka bir vücutta kendimizi okşamaya,
sevmeye koşuyoruz....


(netten alıntı)

Mutlu,huzurlu,sağlıklı bir hafta olsun hepimiz için...

Sevgilerimle

Minik

16 Aralık 2014 Salı

Bir Öğlen Yemeği Kaçamağı ...



Az evvel iş arkadaşlarımla öğlen yemeğine çıktık.
Biraz hava alalım dedik,deniz havası.
Eh malüm deniz görmeden yaşayamayanlardanım J
İlla denizi  görüp bir tatlı huzur almam gerekiyor,ilaç gibi bir şey benim için.
Gittiğimiz restaurantın kapısına yaklaşırken bu güzel çam ağacı ve noel babaya
rastlayınca onları da objektifimden mahrum etmek istemedim J
Yani yemek yemeden doymuş oldum deeerrmişim.
Araya böyle küçük mutluluklar almak şart,sonra da ayakta kalabilmek için
Çalışmaya devammmm
Dertsiz tasasız huzurlu geçsin günleriniz
Sevgilerimle


Minik

14 Aralık 2014 Pazar

Martılar



Herkese Merhaba,

Bugün puslu bir pazar günüydü bizim burada.
Deniz kenarında yürüyüş yaptım.Bir ara martı yığını akın edince
objektifime yakalandılar :) Fotoğraf çekmek çok değişik bir ruh haline
büründürüyormuş insanı.Aslında bu konuda eğitim almak istiyorum,
bakalım,hayırlısı...
Sizleri bu görüntülerle baş başa bırakıyor ve gönlünüzce geçecek günleri
olacak bir hafta diliyorum,sevgilerimle

Minik










13 Aralık 2014 Cumartesi

Love Story İzledim

 
 
 
 
 


Merhaba,

Dün gece izlemesi gereken onca film varken listemde,nostaljik takıldım :)
Love Story izledim.
Aşk Hikayesi (1970) afişi

Filmin konusunu birçoğunuz biliyordur,yine de özetleyeyim:
Köklü ve zengin bir aileden gelen Oliver Barrett ,aile geleneğini devam ettirerek kendisinden öncekiler gibi Harvard Üniversitesinde hukuk okumaktadır.Bir gün Radcliffe Kolejinde müzik öğrencisi olan Jennifer Cavalleri 'ye aşık olur.Evlenmeye karar verirler,fakat Oliver'in babası bu evliliğe onay vermez ve oğlunun harçlığını keser ayrıca onu mirasından da mahrum edeceğini söyler.Oliver'ın babasının maddi desteği olmadan Harvard'a devam etmesi çok zordur.
Hayata sıfırdan başlamak zorunda kalan yeni evli çift Oliver'in okul masraflarını karşılamak için farklı işlerde çalışmaya başlarlar.Bu arada çocuk istedikleri halde hamile kalamayan Jennifer'in yapılan tetkikler sonucunda lösemi hastası olduğu anlaşılır.
Evlendikleri gün,Jennifer  ''Dünya üzerindeki varlığımız son bulana dek birbirimizden vazgeçmeyelim sevgilim'' demişti ve de öyle oldu.
 
Kız;Lütfen terbiyeni bozma ufaklık...
Erkek;Hey! niye bana ufaklık deyip duruyorsun
Kız; Aptal ve zengin görünüyorsun da..
Erkek;Aslında zeki ve fakirim
Kız;zeki ve fakir olan benim
Erkek;Zekan nereden geliyor?
Kız;Mesela seninle asla kahve içmem
Erkek;İyi zaten soran da olmadı.
Kız;İşte seni aptal yapan da bu :)))

Bu sıcacık konuşma ile başladı aşkları ve Jennifer ölene dek devam etti :(
 
Yine keyif alarak,yine sonunda ağlayarak izlediğim efsane bir film...
 
Keyifli geçsin hafta sonunuz
 
Sevgiler
 
Minik

10 Aralık 2014 Çarşamba

Çalışıyorum Ben :)




Herkese Merhaba
Son zamanlarda blogumu ihmal ettiğim gerçeği var.
Sebebi de şu ; iş ve sektör değiştirdim  ve benim açımdan çok farklı bir alan;uluslar arası ticaretle ilgili.
Yıllar yıllar önce benzer bir iş yapmıştım,ama bu seferki çok geniş kapsamlı.
Daha yeniyim ,alışma devresi diyebiliriz.
Ülkemizde işleyen sistemle diğer ülkelerinki farklı tabi,ben de onlara ayak uydurmaya çalışıyorum,ufaktan ufaktan  :)
Bir yandan da kendimi geliştirmeye çalışıyorum,anlayacağınız artık kendime odaklandım,
beynimden birçok gereksiz şeyi silerek…

Size bir sır vereyim mi ? Aslında bunu çoğunuz biliyordur
“mutlu olmak için güzel insanlar biriktirin”
Yıllar sonra bu sözün ne kadar doğru olduğunu yaşadım.
Allah karşınıza güzel insanlar çıkarsın hepinizin.

Bütün bunların yanında en güzel şey artık cumartesi ve pazar günleri çalışmıyorum,
önceleri tuhaf geldi.Eeee yıllardır bırakın cumartesileri pazar günleri bile arada sırada çalışıyordum sektör gereği :(

Şimdilik hayat böyle gidiyor,dua edin bana olur mu ? Herşey güzel devam etsin…

Hepinize mutlu günler ve mutlu yarınlar diliyorum,

Sevgilerimle


Minik

7 Aralık 2014 Pazar

Bir Kadın Seni Seviyorsa ...


Herkese mutlu pazarlar...
Bugün biraz yürüyüş yaptım,eve dönerken kuşlara vermek için buğday aldım.
Eve gelip kendime yorgunluk kahvesi yaptıktan sonra penceremin önündeki kuşları besledim.Kuşlar buğdaylarını yerken,ben de kahvemi yudumlayarak eşlik ettim onlara.
Bir yandan da facebookta gezinirken,beni benden alan bir yazıya rastladım,çok etkilendim,
"sanki beni anlatıyor" dedim içimden,hemen sizlerle paylaşmak istedim:

Bir kadın seni seviyorsa sana aittir.
Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının onu kaldırtma!
Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur senin adınla başlayan dualar ve biten senin adınla onu susturma!
Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez yalnız genç adam kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında..Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni, 
Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.
Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini onu yanıltma.
İlk darbede yere çakılma oğlum,
İlk imtihanda sınıfta kalma!
Ve asla,
Ama asla!
Araya umutsuzluğu sokma.
Orasıdır kadının şah damarı, umudu..
Kesildiği an, vazgeçer kadın.
Sevmekten,
Beklemekten,
Özlemekten,
Hatta dua etmekten…
Can havliyle, kaçar.
Yakalayamazsın.
Artık o kadını üstüne alınamazsın.
Sahip çıkamadığın kadına hesapta soramazsın.
Kadınları bomba gibi düşün genç adam yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sende patlarsın.
Bak oğlum!
Bu hayatta her şeyi alırsın yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı.
Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın,
Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla..
Falan filan sonra,
Bilirsin ya..
Sen sen ol o kadını satma!
Bir kadın seni seviyorsa kavga eder.
Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu.
Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır.
Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır.
Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edinilemez olan maddelerinden biridir.
Kadın olmanın kuralıdır..
Bir şey daha vardır ki,
Kuştur kadın,
Ve bir gökyüzü vardır her kadının.
Öyle bir havan olmalı ki adamım,
Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın.
Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın…


Güzel geçsin yeni aşlayacak haftanız,huzur ve bereket getirsin size

Minik